Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederseniz, çerezleri kabul ettiğinizi varsayarız.
Panik atağı geçiren kişiler bedensel yoğun bir kaygı-bunaltı hali içinde olurlar ve nefes alamıyormuş, öleceklermiş gibi hissederler. En yakın hastanenin acil servislerine daha önce bir veya birkaç kez gitmiş olabilirler. Nefes alamama, aklını kaybedecekmiş gibi hissetme, kalp krizi geçiriyormuş gibi aşırı çarpıntı hali panik atağının belirtileri olup genellikle yapılan tetkiklerde fiziksel bir bulguya rastlanmaz. Durum psikolojik kökenlidir. Panik atağı geçiren kişilerde en sık rastlanan duygu, panik atağı nöbetini yeniden yaşama endişesidir. Bu korku ile evden çıkmamaya, kalabalığa girmemeye başlarlar. Sosyal ortamlardan, panik atağının daha önce gerçekleştiği benzer durum ve mekanlardan uzak durma eğilimi gösterebilir. Panik atağı fizyolojik bir sebebe dayanmadığı için mutlaka psikolojik yardım alınması önerilmektedir. Panik atağına sebep olan durum ve duyguları yönetebilmekte terapi süreci işlevsel olmaktadır. Bir kez yaşandıysa sonrasında yaşanma sıklığı artış gösterebilmekte, bu sebeple terapiye başlangıç aşamasında başvuran kişilerde kontrol altına alınması daha kısa sürmektedir.
İlişkilerinde iletişimle ilgili problem yaşayan çiftler, problemleri kendi aralarında çözemediklerinde aile danışmanlığı hizmetinden yararlanabilmektedirler. Çiftler arasında problem yok, fakat çocuklardan dolayı sorunlar ortaya çıkıyorsa yine bu seanslara gelebilmektedirler. Aldatma, yas süreci, kıskançlık, stresli yaşam olayları, aile bireylerinden birinin kaybında, çocukların veya aile bireylerinden herhangi birinin tanı aldığı durumlarda, aile anlaşmazlıkları ve çatışmaların yoğun yaşanıldığı durumlarda kişiler aile danışmanlığından yararlanabilmektedirler. Mesajınızdan anladığım kadarıyla siz de bu kapsama girmektesiniz. Memnuniyetle size de destek olmak isteriz.
Siz tabi ki kötü bir anne değilsiniz, aksine bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamış, bu sebeple danışmak istemişsiniz. Doğum yapan her 10 anneden biri doğum sonrası depresyon yaşamaktadır. Bu durum doğumu takip eden 6 ay içinde görülmektedir. Bu durum kısa sürebilmekle birlikte uzun da olabilmektedir. Kişiye göre değişebilir. Yaşanan belirtiler, duygu durumundaki değişimler, umutsuzluk, sinirlilik, öz bakımda azalma, uyku ve iştah kalitesinin değişmesi, özgüvende azalma olarak görülebilir. Bunlarla birlikte yaşamış olduğunuz duygu durumundaki değişikliklerin nedeni, fiziksel, duygusal ya da sosyal değişimler olabilir. Sorunlarınızı içinize atmayın, paylaşın… Fiziksel değişim; bir anda kilo almak, hormonlarınızın vücudunuzu etkilemesi, yeterince uyuyamamak, sigara vb madde kullanımı, duygusal değişim ; bebeğe sürekli bakım vermek, her ihtiyacını anlık karşılamaya çalışmak, kendi yaptığınız en küçük hatada bile kendinize karşı aşırı acımasız olmak, sosyal değişim ise; çevrenizle olan ilişkilerinizin değişmesi olarak adlandırılır. Eğer bebeğiniz için çalışmayı bıraktıysanız, yakın çevrenizden uzaklaşıp sadece ona yoğunlaştıysanız, kendinizi normalde yaptığınız pek çok şeyden mahrum ettiyseniz, bu depresyonu yaşıyor olabilirsiniz. Psikoterapi desteği almanız yeniden iyi hissetmeniz için yapılabilecekler arasında. Mümkün olduğunca istek ve taleplerinizi yakın çevrenizle paylaşın. Kendinizi iyi hissettiğiniz ortamlara bebeğinizi de götürmeye çalışın. Hamilelik öncesi keyif aldığınız şeyleri yeniden yapmayı deneyin. Kötü duygular içinde olduğunuzda bunu kendi başınıza atlatmaya çalışmayın. Psikoterapi sizi bu konularda destekleyecek motivasyonunuzu arttıracak ve yeniden iyi duygular hissetmenizi sağlamaya yardımcı olacaktır.
Boşanma süreci çiftler için de zorlayıcı bir süreçtir ve anne ve baba için bu süreci yönetmek çok kolay değildir. Ancak bilinmelidir ki, boşanma kararının çocuğa doğru bir şeklide anlatılmaması ve sürecin sağlıklı yönetilememesi çocuğun bu süreci sancılı atlatılmasına neden olabilmektedir. Her çocuk boşanma sürecinden belli ölçüde etkilenir şüphesiz, ancak anne babanın tutum ve davranışı bu oranda en önemli belirleyicidir. Çiftler boşanmaya karar verdikten sonra bu kararı çocuğa birlikte bildirmeleri en ideal olandır. Anlatırken ortak bir dil kullanılmalı. Eğer ayrı ayrı konuşarak açıklamaları gerekiyorsa da ortak dilin yanı sıra birbirlerini suçlar cümlelerden sakınılmalı. Boşanmanın bütün detaylarını çocuğa anlatmak gerekmez. Özellikle küçük yaşlardaki çocuklara boşanmayı anlatırken, onların anlayabileceğinden daha detaylı bilgiler vermek kafalarının karışmasına sebep olur. “Biz annen ve baban olarak artık eskisi kadar iyi anlaşamıyoruz ve ayrı evlerde yaşamaya karar verdik. Ancak biz hala senin annen babanız ve seni ikimiz de çok seviyoruz. Bu durum hiç değişmeyecek. Anne babalıktan boşanma olmuyor. Bu ömür boyu süren bir durum” şeklinde bir açıklama yapabilir. Ardından boşanma sonrasında çocuğun nerede ve kiminle yaşayacağı çocuğa söylenmeli. Belirsizlik çocukları tedirgin eder. Taraflar birbirlerine çocuk aracılığı ile mesaj iletmemeli. Tarafların birbirlerine olan öfke ve kızgınlık duyguları çocuğa yansıtılmamalı. Çocuğun yanında sağlıklı iletişim kurmaya özen gösterilmeli. Çocuğa telafi psikolojisi ile çok fazla tolerans gösterilmemeli. Çocuk kimin yanında kalacak ise diğer taraf en az kanunların belirlediği oranda çocuğu görmeye özen göstermeli.
2. sınıf 2. Dönem olmasına karşın çocuğunuzun hala okuma yazma becerisini kazanmamış olması bir problem olabileceğinin işareti olarak değerlendirilmelidir. 1. Sınıf 2. Dönem itibari ile her çocuğun okuma yazma becerisini kazanması beklenir. Sınıf öğretmeninin öngörüsü olan Disleksi, çocuğunuzun belirtileri ile örtüşüyor gibi gözükse de tanı koyulabilmesi için ön testler yapılmalı ve çocuk bir uzman tarafından değerlendirilmeli. Gözlem ve test sonuçları bir arada değerlendirildikten sonra ancak tanı koyulabilir. Yapılması gerek ilk iş çocuğu uzmanın gözlem değerlendirmesi ve Wisc-r testi uygulanması. Özgül öğrenme güçlüğü tanısı koyulabilmesi için çocuğun normal veya normal üstü zekaya sahip olması gerekir. Test sonucu çocuk bu sınırlar içerisindeyse eğer bu tanıyı alabilir. Zekâ geriliğine bağlı bir öğrenme sorunu olan çocuk özgül öğrenme güçlüğü tanısı alamaz. Onun öğrenme sorunu zekâ geriliğine bağlıdır. Özgül öğrenme güçlüğünün 3 çeşidi vardır. Disleksi, okuma becerisinde güçlük, Disgrafi, yazma becerisinde güçlük, Diskalkuli, matematiksel işlemleri kavramada ve akıl yürütmede güçlük yaşanmasıdır. Özgül öğrenme güçlüğü, tedavisi olan bir sorundur. Tedavi yöntemi özel eğitimdir. İlaç tedavisi uygulanmaz. Özel eğitimde ideal olan haftada 3 seans, ortalama ise 1 seans eğitim verilmesidir.
Merhabalar, öncelikle bir anne olarak kaygılanmanızı anlıyorum. Ancak 4 yaş gelişim özeliğinde çok sık rastladığımız bu davranışı aslında yalan söylemek olarak adlandırmamalıyız. Çocukların yaptığı bu davranış ‘mış gibi’ yapmaktadır. Yani olmayan veya olan şeyleri ''mış'' gibi anlatmak. Böyle konuşmaya başladığında zaman zaman ona ’’böyle olduğuna emin misin?’’ gibi sorular yönelterek konuşmanın doğru gitmesi için yönlendirmelerde bulunmamız şimdilik yeterli olacaktır.
Yeni Kardeşin doğumuyla birlikte bahsettiğiniz değişikliklerin çocuğunuzda başlamasının çok sık gördüğümüz bir durum olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Büyük çocuk, eve yeni bir kardeşin gelmesiyle birlikte, kendisinin sevildiğini, anlaşıldığını, değer verildiğini daha fazla görmeye ihtiyaç duyar. Anne-Baba hamilelik süreçleri ve doğumla birlikte oluşan yoğun ve hareketli gündemleri nedeniyle bazen bu ihtiyaçları görmekte zorlanırlar. Bu durum büyük çocuğun öfkesinin büyümesine ve davranışlarına yansımasına sebep olur. O nedenle kardeş doğumuyla beraber büyük çocuğun öfkesinin kabul edilmesi, anlaşılması çok önemlidir. Örneğin; çocuğunuz kardeşiyle ilgilendiğiniz için size öfkelenip hiç benimle ilgilenmiyorsun dediğinde sizin ‘’Seninle ilgilenemediğim için şu anda çok öfkelisin, çok haklısın. Ben de biran önce seninle ilgilenmek için sabırsızlanıyorum, (örneğin, sen yemeğini bitirene kadar, sütünü içene kadar vb ) işlerimi bitirip yanına gelmiş olacağım..’’ vb. şeklinde bir yaklaşmanız çok uygun olacaktır. Süreci yönetmekte zorlandığınızı düşünürseniz, belirtilerin de devam etmesi halinde çocuğunuzun duygu ve düşüncelerinin anlaşılmasına yardımcı olmanız adına profesyonel bir destek almanızı öneririm.
Okulda derslerinde başarısız olan her çocuğu terapiye getirmek tabi ki uygun değildir. Ancak belirli uyum sorunları gözlemlenen, aile, akran ilişkilerinde problemler yaşayan, içsel olarak kendini iyi ve huzurlu hissetmeyen çocuklar için profesyonel destek almak fayda sağlayacaktır. Bu konuda öncelikle yapmanız gereken ilk iş çocuğunuzun ders başarısızlığını gerçekten anlamaya çalışmak, bu konuda onunla içten bir görüşme yapmak olmalıdır. Ebeveynleri tarafından anlaşıldığına ve yargılanmayacağına inanan bir çocuk başarısızlığın altındaki nedenlerle ilgili kendini daha kolay açabilecektir. Öncelikle bunu yapmanızı ve hala ihtiyaç görürseniz profesyonel bir uzmandan destek almanızı tavsiye ederim.
Merhaba, İnsan olarak hepimiz zaman zaman ailemiz ve sevdiklerimiz konusunda bazı kaygılar yaşayabiliriz. Burada önemli olan kaygının dozu ve ne kadar devam ettiğidir. Eğer kaygınız uzun sürüyorsa ve günlük yaşantınızı olumsuz şekilde etkiliyorsa; Bazı aktivitelerinizi ya da devam etmeniz engel oluyorsa bu konuda ruh sağlığı uzmanından destek alabilirsiniz.
Okullar açılmış olsa bile oyun hala çocuklar için bir ihtiyaç. Hayatı oyun ile öğrenmeye devam ettikleri, gün içerisinde yaşadığı ve stres yaratan olayların etkisini azaltmak için de oyun çok iyi bir araç olarak kullandıkları bir dönemdeler. Öncelikli olarak okuldan geldikten sonra çocuğunuzla konuşarak ortak bir oyun saati belirleyebilirsiniz. Bu oyun saatinde nasıl ve ne ile oynayacakları konusunda onları özgür bırakabilirsiniz. Ders çalışmak ve ödev yapmak için belirlenen oyun zamanından sonrası uygun olabilir. Ders çalışma saatleri uzun ya da ödevler ağır geliyorsa da yapmak istemiyor veya oyun süresini uzatmak istiyor olabilir. Konunun nedenini öğrenmeye ve anlamaya çalışmak çözüm bulmanızı kolaylaştıracaktır. Sorunu çözmekte zorlanıyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz.