Notice: Trying to get property 'adsoyad' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/src/Controllers/TeamPage.php on line 61

Notice: Trying to get property 'id' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/src/Controllers/TeamPage.php on line 80

Notice: Trying to get property 'id' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/src/Controllers/TeamPage.php on line 86

Notice: Trying to get property 'id' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/src/Controllers/TeamPage.php on line 92

Notice: Trying to get property 'id' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/src/Controllers/TeamPage.php on line 98

Notice: Trying to get property 'adsoyad' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/src/Controllers/TeamPage.php on line 130
| Online Psikolog | İstanbul Psikolog |Psikolium
<br />
<b>Notice</b>:  Trying to get property 'adsoyad' of non-object in <b>/home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/storage/cache/62ddf5f0d2d70302f8ef604ffc9ae17d01c83b83.php</b> on line <b>32</b><br />

Notice: Trying to get property 'adsoyad' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/storage/cache/62ddf5f0d2d70302f8ef604ffc9ae17d01c83b83.php on line 36

Notice: Trying to get property 'aciklama' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/storage/cache/62ddf5f0d2d70302f8ef604ffc9ae17d01c83b83.php on line 41

Notice: Trying to get property 'hakkinda' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/storage/cache/62ddf5f0d2d70302f8ef604ffc9ae17d01c83b83.php on line 80

Notice: Trying to get property 'calismaalanlari' of non-object in /home/psikolium/domains/psikolium.com/public_html/storage/cache/62ddf5f0d2d70302f8ef604ffc9ae17d01c83b83.php on line 86
Sonraki
Önceki

Panik atağı geçiren kişiler bedensel yoğun bir kaygı-bunaltı hali içinde olurlar ve nefes alamıyormuş, öleceklermiş gibi hissederler. En yakın hastanenin acil servislerine daha önce bir veya birkaç kez gitmiş olabilirler. Nefes alamama, aklını kaybedecekmiş gibi hissetme, kalp krizi geçiriyormuş gibi aşırı çarpıntı hali panik atağının belirtileri olup genellikle yapılan tetkiklerde fiziksel bir bulguya rastlanmaz. Durum psikolojik kökenlidir. Panik atağı geçiren kişilerde en sık rastlanan duygu, panik atağı nöbetini yeniden yaşama endişesidir. Bu korku ile evden çıkmamaya, kalabalığa girmemeye başlarlar. Sosyal ortamlardan, panik atağının daha önce gerçekleştiği benzer durum ve mekanlardan uzak durma eğilimi gösterebilir. Panik atağı fizyolojik bir sebebe dayanmadığı için mutlaka psikolojik yardım alınması önerilmektedir. Panik atağına sebep olan durum ve duyguları yönetebilmekte terapi süreci işlevsel olmaktadır. Bir kez yaşandıysa sonrasında yaşanma sıklığı artış gösterebilmekte, bu sebeple terapiye başlangıç aşamasında başvuran kişilerde kontrol altına alınması daha kısa sürmektedir.

İlişkilerinde iletişimle ilgili problem yaşayan çiftler, problemleri kendi aralarında çözemediklerinde aile danışmanlığı hizmetinden yararlanabilmektedirler. Çiftler arasında problem yok, fakat çocuklardan dolayı sorunlar ortaya çıkıyorsa yine bu seanslara gelebilmektedirler. Aldatma, yas süreci, kıskançlık, stresli yaşam olayları, aile bireylerinden birinin kaybında, çocukların veya aile bireylerinden herhangi birinin tanı aldığı durumlarda, aile anlaşmazlıkları ve çatışmaların yoğun yaşanıldığı durumlarda kişiler aile danışmanlığından yararlanabilmektedirler. Mesajınızdan anladığım kadarıyla siz de bu kapsama girmektesiniz. Memnuniyetle size de destek olmak isteriz.

Siz tabi ki kötü bir anne değilsiniz, aksine bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamış, bu sebeple danışmak istemişsiniz. Doğum yapan her 10 anneden biri doğum sonrası depresyon yaşamaktadır. Bu durum doğumu takip eden 6 ay içinde görülmektedir. Bu durum kısa sürebilmekle birlikte uzun da olabilmektedir. Kişiye göre değişebilir. Yaşanan belirtiler, duygu durumundaki değişimler, umutsuzluk, sinirlilik, öz bakımda azalma, uyku ve iştah kalitesinin değişmesi, özgüvende azalma olarak görülebilir. Bunlarla birlikte yaşamış olduğunuz duygu durumundaki değişikliklerin nedeni, fiziksel, duygusal ya da sosyal değişimler olabilir. Sorunlarınızı içinize atmayın, paylaşın… Fiziksel değişim; bir anda kilo almak, hormonlarınızın vücudunuzu etkilemesi, yeterince uyuyamamak, sigara vb madde kullanımı, duygusal değişim ; bebeğe sürekli bakım vermek, her ihtiyacını anlık karşılamaya çalışmak, kendi yaptığınız en küçük hatada bile kendinize karşı aşırı acımasız olmak, sosyal değişim ise; çevrenizle olan ilişkilerinizin değişmesi olarak adlandırılır. Eğer bebeğiniz için çalışmayı bıraktıysanız, yakın çevrenizden uzaklaşıp sadece ona yoğunlaştıysanız, kendinizi normalde yaptığınız pek çok şeyden mahrum ettiyseniz, bu depresyonu yaşıyor olabilirsiniz. Psikoterapi desteği almanız yeniden iyi hissetmeniz için yapılabilecekler arasında. Mümkün olduğunca istek ve taleplerinizi yakın çevrenizle paylaşın. Kendinizi iyi hissettiğiniz ortamlara bebeğinizi de götürmeye çalışın. Hamilelik öncesi keyif aldığınız şeyleri yeniden yapmayı deneyin. Kötü duygular içinde olduğunuzda bunu kendi başınıza atlatmaya çalışmayın. Psikoterapi sizi bu konularda destekleyecek motivasyonunuzu arttıracak ve yeniden iyi duygular hissetmenizi sağlamaya yardımcı olacaktır.

Boşanma süreci çiftler için de zorlayıcı bir süreçtir ve anne ve baba için bu süreci yönetmek çok kolay değildir. Ancak bilinmelidir ki, boşanma kararının çocuğa doğru bir şeklide anlatılmaması ve sürecin sağlıklı yönetilememesi çocuğun bu süreci sancılı atlatılmasına neden olabilmektedir. Her çocuk boşanma sürecinden belli ölçüde etkilenir şüphesiz, ancak anne babanın tutum ve davranışı bu oranda en önemli belirleyicidir. Çiftler boşanmaya karar verdikten sonra bu kararı çocuğa birlikte bildirmeleri en ideal olandır. Anlatırken ortak bir dil kullanılmalı. Eğer ayrı ayrı konuşarak açıklamaları gerekiyorsa da ortak dilin yanı sıra birbirlerini suçlar cümlelerden sakınılmalı. Boşanmanın bütün detaylarını çocuğa anlatmak gerekmez. Özellikle küçük yaşlardaki çocuklara boşanmayı anlatırken, onların anlayabileceğinden daha detaylı bilgiler vermek kafalarının karışmasına sebep olur. “Biz annen ve baban olarak artık eskisi kadar iyi anlaşamıyoruz ve ayrı evlerde yaşamaya karar verdik. Ancak biz hala senin annen babanız ve seni ikimiz de çok seviyoruz. Bu durum hiç değişmeyecek. Anne babalıktan boşanma olmuyor. Bu ömür boyu süren bir durum” şeklinde bir açıklama yapabilir. Ardından boşanma sonrasında çocuğun nerede ve kiminle yaşayacağı çocuğa söylenmeli. Belirsizlik çocukları tedirgin eder. Taraflar birbirlerine çocuk aracılığı ile mesaj iletmemeli. Tarafların birbirlerine olan öfke ve kızgınlık duyguları çocuğa yansıtılmamalı. Çocuğun yanında sağlıklı iletişim kurmaya özen gösterilmeli. Çocuğa telafi psikolojisi ile çok fazla tolerans gösterilmemeli. Çocuk kimin yanında kalacak ise diğer taraf en az kanunların belirlediği oranda çocuğu görmeye özen göstermeli. 

2. sınıf 2. Dönem olmasına karşın çocuğunuzun hala okuma yazma becerisini kazanmamış olması bir problem olabileceğinin işareti olarak değerlendirilmelidir. 1. Sınıf 2. Dönem itibari ile her çocuğun okuma yazma becerisini kazanması beklenir. Sınıf öğretmeninin öngörüsü olan Disleksi, çocuğunuzun belirtileri ile örtüşüyor gibi gözükse de tanı koyulabilmesi için ön testler yapılmalı ve çocuk bir uzman tarafından değerlendirilmeli. Gözlem ve test sonuçları bir arada değerlendirildikten sonra ancak tanı koyulabilir. Yapılması gerek ilk iş çocuğu uzmanın gözlem değerlendirmesi ve Wisc-r testi uygulanması. Özgül öğrenme güçlüğü tanısı koyulabilmesi için çocuğun normal veya normal üstü zekaya sahip olması gerekir. Test sonucu çocuk bu sınırlar içerisindeyse eğer bu tanıyı alabilir. Zekâ geriliğine bağlı bir öğrenme sorunu olan çocuk özgül öğrenme güçlüğü tanısı alamaz. Onun öğrenme sorunu zekâ geriliğine bağlıdır. Özgül öğrenme güçlüğünün 3 çeşidi vardır. Disleksi, okuma becerisinde güçlük, Disgrafi, yazma becerisinde güçlük, Diskalkuli, matematiksel işlemleri kavramada ve akıl yürütmede güçlük yaşanmasıdır. Özgül öğrenme güçlüğü, tedavisi olan bir sorundur. Tedavi yöntemi özel eğitimdir. İlaç tedavisi uygulanmaz. Özel eğitimde ideal olan haftada 3 seans, ortalama ise 1 seans eğitim verilmesidir.

Merhabalar, öncelikle bir anne olarak kaygılanmanızı anlıyorum. Ancak 4 yaş gelişim özeliğinde çok sık rastladığımız bu davranışı aslında yalan söylemek olarak adlandırmamalıyız. Çocukların yaptığı bu davranış ‘mış gibi’ yapmaktadır. Yani olmayan veya olan şeyleri ''mış'' gibi anlatmak. Böyle konuşmaya başladığında zaman zaman ona ’’böyle olduğuna emin misin?’’ gibi sorular yönelterek konuşmanın doğru gitmesi için yönlendirmelerde bulunmamız şimdilik yeterli olacaktır.

Yeni Kardeşin doğumuyla birlikte bahsettiğiniz değişikliklerin çocuğunuzda başlamasının çok sık gördüğümüz bir durum olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Büyük çocuk, eve yeni bir kardeşin gelmesiyle birlikte, kendisinin sevildiğini, anlaşıldığını, değer verildiğini daha fazla görmeye ihtiyaç duyar. Anne-Baba hamilelik süreçleri ve doğumla birlikte oluşan yoğun ve hareketli gündemleri nedeniyle bazen bu ihtiyaçları görmekte zorlanırlar. Bu durum büyük çocuğun öfkesinin büyümesine ve davranışlarına yansımasına sebep olur. O nedenle kardeş doğumuyla beraber büyük çocuğun öfkesinin kabul edilmesi, anlaşılması çok önemlidir. Örneğin; çocuğunuz kardeşiyle ilgilendiğiniz için size öfkelenip hiç benimle ilgilenmiyorsun dediğinde sizin ‘’Seninle ilgilenemediğim için şu anda çok öfkelisin, çok haklısın. Ben de biran önce seninle ilgilenmek için sabırsızlanıyorum, (örneğin, sen yemeğini bitirene kadar, sütünü içene kadar vb ) işlerimi bitirip yanına gelmiş olacağım..’’ vb. şeklinde bir yaklaşmanız çok uygun olacaktır. Süreci yönetmekte zorlandığınızı düşünürseniz, belirtilerin de devam etmesi halinde çocuğunuzun duygu ve düşüncelerinin anlaşılmasına yardımcı olmanız adına profesyonel bir destek almanızı öneririm.

Okulda derslerinde başarısız olan her çocuğu terapiye getirmek tabi ki uygun değildir. Ancak belirli uyum sorunları gözlemlenen, aile, akran ilişkilerinde problemler yaşayan, içsel olarak kendini iyi ve huzurlu hissetmeyen çocuklar için profesyonel destek almak fayda sağlayacaktır. Bu konuda öncelikle yapmanız gereken ilk iş çocuğunuzun ders başarısızlığını gerçekten anlamaya çalışmak, bu konuda onunla içten bir görüşme yapmak olmalıdır. Ebeveynleri tarafından anlaşıldığına ve yargılanmayacağına inanan bir çocuk başarısızlığın altındaki nedenlerle ilgili kendini daha kolay açabilecektir. Öncelikle bunu yapmanızı ve hala ihtiyaç görürseniz profesyonel bir uzmandan destek almanızı tavsiye ederim. 

Merhaba, İnsan olarak hepimiz zaman zaman ailemiz ve sevdiklerimiz konusunda bazı kaygılar yaşayabiliriz. Burada önemli olan kaygının dozu ve ne kadar devam ettiğidir. Eğer kaygınız uzun sürüyorsa ve günlük yaşantınızı olumsuz şekilde etkiliyorsa; Bazı aktivitelerinizi ya da devam etmeniz engel oluyorsa bu konuda ruh sağlığı uzmanından destek alabilirsiniz.

Okullar açılmış olsa bile oyun hala çocuklar için bir ihtiyaç. Hayatı oyun ile öğrenmeye devam ettikleri, gün içerisinde yaşadığı ve stres yaratan olayların etkisini azaltmak için de oyun çok iyi bir araç olarak kullandıkları bir dönemdeler. Öncelikli olarak okuldan geldikten sonra çocuğunuzla konuşarak ortak bir oyun saati belirleyebilirsiniz. Bu oyun saatinde nasıl ve ne ile oynayacakları konusunda onları özgür bırakabilirsiniz. Ders çalışmak ve ödev yapmak için belirlenen oyun zamanından sonrası uygun olabilir. Ders çalışma saatleri uzun ya da ödevler ağır geliyorsa da yapmak istemiyor veya oyun süresini uzatmak istiyor olabilir. Konunun nedenini öğrenmeye ve anlamaya çalışmak çözüm bulmanızı kolaylaştıracaktır. Sorunu çözmekte zorlanıyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz.

Merhabalar. Uyku, çocuklar için 1 yaşından sonra kazandırılması gereken önemli bir alışkanlıktır; yeterli ve dengeli beslenme de uyku düzeninin ilk şartlarındandır. Çocuğunuzun uykuya geçişini engelleyen birçok faktör (korkular, yetersiz aile zamanı, kardeş ile aynı odayı paylaşma vb.) olabilir; öncelikli olarak bunları tespit etmek gereklidir. Sonraki süreçte yapılabileceklere örnek olarak şunlar verilebilir: Uyku rutini oluşturmak (diş fırçalamak, kitap okumak vb.) ve her akşam bu rutinleri aynı sırayla gerçekleştirerek uykuya geçiş yapmak, okul olmayan günlerde de çocuğunuzun aynı saatte yatıp kalkmasını sağlamak, uykudan 1-2 saat öncesinde aşırı hareketten ve aşırı yemekten kaçınmak, uygun olmayan televizyon programlarından/videolardan/çizgi filmlerden kaçınmak.

Öncelikle hastalığı ciddiye almakla başlayabilirsiniz. Doktor kontrolünden sonra bir hastalığı olmadığı anlaşılırsa, hastalık semptomları okul dönüşünde bitiyor ve ertesi sabah tekrar başlıyorsa çocuğunuz okul fobisi yaşıyor olabilir. Okula neden gitmek istemediği, okuldayken neler yaşadığı eleştirilmeden dinlenmeli ve anlaşılmaya çalışılmalıdır. Okula karşı güveni beslemek ve okuldaki arkadaşlarla ilişkileri desteklemek işinizi kolaylaştırabilir. Bu sürede öğretmenlerinden de görüş alabilirsiniz. Bu dönem uzun sürer, problem davranışlarda azalma görülmezse konuyla ilgilenen uzmanlardan destek isteyebilirsiniz.

Toplumda “sorunlarınız varsa bir psikolojik ihtiyacın var” ''hemen bir psikolog ile görüşmelisin'' gibi bir genel ifadeler olabiliyor. Hayatta her zaman sorunlarla karşılaşabiliriz. Bir çoğuyla baş edebilmişsinizdir. Ancak bir takım ruhsal sorunlar yaşıyorsanız, aile ve ilişki sorunlarınız oluyor ve bunlar günlük yaşamınızı olumsuz etkiliyor, uzun süredir de devam ediyorsa; bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanızın zamanı gelmiş olabilir. 

Sizin “geçmişle yaşamak” olarak tanımladığınız şeyin tek bir yaşantı mı ya da birden fazla yaşantı mı olduğunu bilmek gerekir. Eğer bahsettiğiniz geçmiş, bir olaya bağlı ve o da travmatik ise bir uzman desteği almanızı öneririm. Travmatik bir yaşantı değil de pek çok olumsuz hatırayı, geçmiş davranışlarınızı ve seçimlerinizi düşünüyorsanız, orada kapatamadığınız bir şeyler olduğunu gösterir. Geçmiş yaşantılarla sürekli meşgul olmak, yaşamanız gereken şu anı, odaklanmanız gereken yeni duyguları, deneyimleri kaçırmanıza neden olur. Özellikle olumsuz yaşantılara takılıp kalmak, sizi yeni deneyimlere kapatırken aynı zamanda beyin ve ruh sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Sürekli hatırlanan geçmiş olumsuz yaşantılar; pişmanlık, suçluluk, öfke, üzüntü gibi duyguları beslediği için depresyon gibi ciddi bir ruhsal bozukluğa sebep olabiliyor. Geçmişi unutmak ya da ondan kaçmaya çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir. Öncelikle geçmişi değiştirme gücümüz olmadığı gerçeğini kabul etmekle başlamalısınız. Geçmişi şu anki düşünce tarzınızla incelediğinizi unutmayın. Her olumsuz yaşantınız aklınıza geldiğinde en az iki olumlu yaşantınızı hatırlamaya çalışın. Olumsuz olarak nitelediğiniz ve kopamadığınız yaşantıların temelinde hangi duygunuz (pişmanlık, öfke, nefret, terk edilmişlik, utanç vb.) ya da düşünceniz (“Ben bunu hak etmiyordum.” veya “Keşke farklı davransaydım.” gibi) olduğunu keşfetmeniz gerekir. Kendinizi affetmek için bir şans verin ve hatta şu an denemeye başlayın.

Yoğun stres, aşırı endişeli ve kaygılı olma gibi durumlar farkında olmadan bedensel sağlığı olumsuz yönde etkiliyor. Durumunuzun sağlıklı biçimde değerlendirilmesi için psikoterapiye başlamanızı öneririm. Çünkü bedensel yakınmalarınıza eşlik eden duygu ve düşüncelerin neler olduğunu anlamak gerekiyor.

Merhabalar, eğer yüksek bir yere çıkarken hatta asansör kullanarak yüksek katlara çıkarken sıkıntı duymuyorsanız, bu durum hayatınızı ve işlevselliğinizi olumsuz yönde etkilemiyorsa çok ciddi bir sorun olduğunu söyleyemeyiz. Ancak belirttiğim durumlarda da sıkıntı duyuyorsanız ve hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa bir profesyonele başvurabilirsiniz.

Vajinismusun tedavisi mümkündür. Tedaviye çift olarak gelinmesi gerekir sorun bazen kişiye değil ilişkiye ait olabilir. Kadın ve erkekle zaman zaman bireysel olarak görüşme yapılır. Seansın ilk oturumlarında ayrıntılı cinsel öykü alınması gereklidir. Cinsel öyküler yapılandırılmış formlarla alınır. Seans sayısı kişilere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Tedavinin olumlu sonuçlanması seanslara sürekli katılımın olmasına ve verilen ev ödevlerinin uygulanmasına bağlıdır. Mutlaka bu konuda eğitimi ve deneyimi olan bir uzmandan destek alınması çok önemlidir.

Toplum önünde konuşmak, sunum yapmak, yeni insanlarla tanışmak konusunda zorlanıyorsanız, bu durum kalp atışlarınızın hızlanmasına, ellerinizin titremesine, terlemeye veya sesinizde titremeye yol açıyor, ayrıca panik, heyecan ve korku duyguları ön plana çıkıyor ise sosyal fobiniz olabilir. Sosyal fobi, toplumsal ortamlarda başkaları ile ilişki ve iletişimden kaçınma, utanma ve küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve kaçınma eğilimi gösterme şeklinde tanımlanabilecek yaygın anksiyete (kaygı, bunaltı) bozukluğudur. Sosyal fobi, panik atağını tetikleyebilir ve atak geçirmeye sebep olabilir. Her çekingen tutum sosyal fobiyi işaret etmez, kişi duygularını ve coşkularını tek başına kontrol altına alabilir durumda ise bu bir sorunu işaret etmemektedir ancak çekingenlik, utangaçlık ve sıkılganlık, eğer kişinin sosyal yaşamını, iş hayatınızı olumsuz etkilemeye başladıysa ve kişi sosyal yaşamdan kaçınma davranışı sergiliyorsa problem daha ileri aşamalara ulaşmadan ve başka tetiklenmiş hastalık ve belirtilere yol açmadan bir uzman desteği alınması oldukça önemidir.

Merhaba, çocukların karşı cinsin oyuncakları ile oynamalarını hemen farklı bir yönelim olarak değerlendirmek doğru olmayabilir. Çocuklar rol model alarak büyürler. Erkek çocukları özellikle anne ile daha fazla zaman geçirdiklerinde oyunlarında annenin taklidini yapabilirler. Veya araştırmacı özelliği bu alanda devreye giriyor ve karşı cinsin oyuncaklarını merak ediyor olabilir. Dikkat edilmesi gereken oyunlarda nasıl bir tutum sergilediğidir. Renkler konusunda; biz yetişkinler ve toplum olarak renkleri kız veya erkek rengi diye ayırmış durumdayız. Bir renk bir çocuk için diğerlerinden farklı olmayabilir. Durumla ilgili aşırı bir tepki göstermemeniniz, bu durumdan rahatsız olduğunuzu gösterip çok fazla kısıtlayıcı davranmamanızı öneririm. Çünkü aşırı tepki ve kısıtlayıcı davranışlar durumu çocuk açısından daha cazip hale getirip, dikkat çekmek amacıyla bile kullanabilir. Bu durumda öncelikle ona zaman tanımanızı ve yalnızca gözlemlemenizi öneririm. Çünkü belki yalnızca merak ediyor, kendince yeterli cevabı bulamıyor olabilir. Belki de yalnızca keşfetmeye çalışıyordur.

Tırnak yeme davranışı genellikle çocuğun duygu dünyasında yaşadığı bir durumun somut olarak dışavurumudur. Çocuğun ilk önce duygu dünyasındaki problemi çözmeden dışavurumu olan davranışı çözülmeye çalışılırsa asıl problem yeniden farklı bir davranış ile ortaya çıkabilir. Bu nedenle ilk olarak çocuğun iç dünyasındaki kök problemin tespit edilip çözülmesi gerekir. Bunun yanı sıra çevresinde tırnak yeme davranışı gösteren kişiler olup olmadığını tespit edilmelidir. Çocuğun oyun olarak taklit ettiği bir davranış olup olmadığı gözlemlenmelidir. Bu davranış karşısında ebeveynler sert tepkiler göstermemeye özen göstermelidir. Şiddet veya cezalar davranışı kısa süreliğine baskı altında tutar ancak yeniden ortaya çıkar. Çocuk bu davranışı hangi ortamlarda, ne kadar sıklıkla yapıyor, nerede artıp nerede görülmüyor ebeveynlerin gözlemesi gereklidir. Gerekli görüldüğü takdirde uzmandan destek almanızı öneririm.

Çocuklarda yalan söylemenin başlıca sebebi kendini dışarıdan gelecek tepkilere karşı korumaktır. Çocuk üzerine gidildiğini hissederse yalan söyleme davranışı gösterebilir. Eğer çocuk çevresi tarafından hata yaptığında çok sık ve sert eleştirilir, kendini savunmasına izin verilmezse tepki gösterilip ceza alırsa yalana başvurabilir. Bu çocuğun ceza korkusundan dolayı geliştirmiş olduğu bir tür savunmadır. Size gerçeği söylediğinde vereceğiniz tepkiden korktuğu için doğruyu söylemekten çekiniyor olabilir. Öncelikle neden yalana başvurduğunu anlamaya çalışarak yalan söylemeye iten nedenleri yok etmemiz gerekir. Bazı durumlarda farkında olunmadan anne babanın tutumları da çocuğu yalan söylemeye teşvik edebiliyor. Çocuğun yaptığı hatanın üzerine giderek sorgulayıcı ve suçlayıcı biçimde konuşmak daha çok yalana itecektir. Sabırla doğruyu söylemesine yönelik hareket etmek gereklidir. Çocuğun yalanını yakalandığında hemen onu suçlamamak, öfkelenmemek ve aşırı tepki göstermemek gereklidir. Çocuğunuza karşı iyi bir dinleyici olmanız gerekir. Onun bu davranışının size neler hissettirdiğini anlatın. Çocuklar ilk önce anne babasını rol model alır. Bu nedenle özellikle çocuğun şahit olabileceği yalan söyleme davranışının olmamasına dikkat edilmelidir. Ebeveynlerinin yalan söylediğini gören çocuk bunu kafasında normalleştirebilir ve bir davranışa çevirebilir. Çocuğunuza karşı ilginizi ona hissettirin. Neye ihtiyacı olduğunu fark etmek için gayret edin.

Merhaba, öncelikle sakin ve sabırlı olunmalıdır. Çocuğun saldırgan tutumuna veya vurma davranışına karşı verilen tepki oldukça önemlidir. Her şeyden önce anne-baba başta olmak üzere çocuğun etrafında saldırganlık modeli (tv, vs.) olmamalıdır. Genellikle kendini istediği gibi ifade edemeyen veya kendinden bekleneni gerçekleştiremeyen çocuklarda saldırganlık davranışı gözlenebilmektedir. Çocuğun yaşına ve gelişimine karşı beklentiler içinde bulunulmalıdır. İlk olarak çocuğun her zaman kendini güven içinde hissettiğinden emin olmak önemlidir. Çocuk isteklerini saldırgan davranışlar ile yerine getirtiyorsa bunu bir araç olarak görebilir. Bu yolla isteklerinin yerine gelmeyeceğini öğrenmelidir. Saldırgan davranışın istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir. Ancak aynı şekilde karşılık verilmesinden kaçınılmalıdır. Genellikle çocuğu cezalandırmak yerine uygun davranışların ödüllendirilmesi çocuğu uysal davranmak için motive edebilir. Çocuğun saldırgan dürtüsünü boşaltması için spor gibi, aktif ve hareketli oyunlar ve faaliyetler içinde yer alması sağlanabilir.

Merhaba, aile tutumu çocuk yetiştirmede önemli bir etkendir. Özellikle gerekli disiplini sağlamak çok önemlidir. Bu nedenle çocuk yetiştirirken çocuklara gerekli sınırları koymak çocuğu destekleyici, koruyucu ve yaşama hazırlayıcı işleve sahiptir. Çocuklar anlamları açık olan sınırlar isterler. Sınırlar onları yönlendirir, kendini güvende ve kabul edilmiş alanlarda hissetmesine yardımcı olur. Aynı zamanda saygı duymayı öğrenirler. Okullar disiplini sağlayan kurumlardır. Bu nedenle çocuklar kurallara uymayı başından öğrenir. Evde de aynı şekilde bu kuralların belirlenmesi ve çocuğa bu konuda tutarlı davranılması gereklidir.

Çocuğa tuvalet alışkanlığını kazandırmak için önerilen süre, 18-24 aylık dönemdir. Daha erken yaş diliminde kas kontrolünün gelişmemesi nedeniyle bu alışkanlığı kazandırmadaki çabalar başarısızlıkla sonuçlanabilir. Fakat unutmamak gerekir ki her çocuk özeldir ve bazı çocuklarda öğrenme süreci uzayabilir. Bu yüzden ebeveynlerin sabırlı ve istikrarlı olmaları önerilmektedir. Çocuğa karşı herhangi bir zorlama veya baskı yapılmamalıdır. Çocuk bu süreçte cesaretlendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Başarılı olduğu taktirde pekiştireçlerle ödüllendirilebilir.

Çok zaman değil yoğun birliktelik, nicelik değil, zamanın niteliği önemlidir. Bu nedenle anne iş sonrası var olan zamanını yoğun bir şekilde çocuğuyla birlikte geçirdiği taktirde çocuk yeterli doyumu sağlar. En önemli tehlike, annenin suçluluk duygusu içinde çocuğa veremediği zamanı maddeyle kapatmaya çalışması, her akşam oyuncak veya çikolatayla gelmesidir. Bir başka tehlike de aynı suçluluk duygusu içinde çocuğu "aşırı şımartma", her istediğini yapmaya çalışmaktır. Burada çocuğun anneden istediği ne aşırı hoşgörü, ne şımartma, ne de oyuncaktır. Çocuk anne ile yüz yüze birlikteliği özlemiştir. Mutfağında yemeğini çocuğuyla birlikte yapan anne, bu beraberliği ona yaşatmış olur. Çalışan anne çocuğuyla "ortak bir etkinlikte” bulunduğu, onunla birlikte oynadığı, onu sinemaya, tiyatroya, müzeye götürdüğü taktirde çocuğun ihtiyacı olan doyum sağlanmış olur.

Ergen, kendisine bir yetişkin gibi davranıldığını ne kadar erken hissederse kendisi de bir yetişkin gibi davranmayı o derece erken başarabilecektir. Çocuğun başarılı girişimleri, onu yeni başarılara yöneltmek ve öğrenme arzusunu pekiştirmek amacıyla desteklenmelidir. "Aferin!, Çok güzel oluyor!, Istersen bir kez daha deneyebilirsin" gibi sözler çocuğu cesaretlendirir. Tersine, "Beceriksizsin, o öyle değil böyle yapılır. İyi bak da öğren" şeklindeki, eleştiri içeren sözler ise kırıklığa uğratır ve yeni girişimlerden alıkoyar. Kısaca, merakını gidermek için yeterli kapasiteye sahip olduğu konusunda çocuğu teşvik edin, bunu sağlamak için fırsatlar oluşturun ve bu fırsatları değerlendirmesi için onu cesaretlendirin. Çocuk eğitiminde öyle bir çizgide durun ki çocuğunuz hem her an sizi yanında hissederek destek bulsun, hem de sizi hiç görmeyerek kendini özgür hissetsin.

Ölüm ve yas zor bir süreçtir. Kişinin hayatında önemli bir yer tutar. Sevdiğimiz birinin ölümü hepimiz için çok zordur. Yoğun bir üzüntü hissederiz ve bu yoğun üzüntü ile nasıl başa çıkacağımızı bilemeyiz. Yas sürecini sağlıklı bir şekilde yaşamak oldukça önemlidir. Günlük hayatınızı, sosyal ilişkilerinizi, eğitim hayatınızı, iş hayatınızı olumsuz bir şekilde etkiliyorsa terapi desteği almanızı öneririz.

Merhabalar, çocukluk döneminde mastürbasyona sıklıkla rastlanmaktadır. Çocuğun cinsel organını keşfetmesi onun sağlıklı gelişiminin bir parçasıdır. Tesadüfen bu bölgenin uyarılması hoşuna gider. Ancak yineleyici şekilde yapılan mastürbasyonun, çocuğun ruhsal yaşantısında yolunda gitmeyen bir şeylerin de habercisi olabilir. Çocuğun, yaşadığı duygusal zorluklarla baş etmekte güçlük çekmesi veya ailenin mastürbasyon konusuna gereğinden fazla ilgi göstermesi durumunda mastürbasyon; bir ilgi çekme, rahatlama veya kaçış yöntemi olarak yerleşebilir. Çocuğunuzun bu davranışına şahit olduğunuzda, sert bir tepki göstermeyin. Çünkü gösterilen yoğun tepkiler, çocuğun utanç ve suçluluk hissetmesine sebep olabilir. Çocuğunuzla konuşurken mastürbasyon davranışıyla ilgili ‘günah, kötü, pis’ gibi ifadeler kullanmak; çocuğunuzun benlik algısına ve yetişkin yaşamındaki cinselliğine karşı olumsuz düşünceler geliştirmesine neden olabilir. Bu sebeple, bunun son derece normal olduğunu vurgulamak ve çocuğu yaptığı şey için cezalandırmamak oldukça önemlidir. Çocuğunuz toplum içerisinde mastürbasyon yaptığı zamanlarda onun dikkatini, ellerini kullanabileceği başka bir etkinliğe ya da oyuncağa yöneltmeye çalışmalı, ailece birlikte geçirilen kaliteli zaman arttırılmalıdır. Herhangi bir sağlık problemi olmadığı takdirde mastürbasyonun sıklaşması ve devam etmesi durumunda, altta yatan başka psikolojik nedenlerin araştırılması nedeniyle profesyonel destek alınmalıdır.

Çocuğunuz yetişkin olma yolculuğuna başladı ve bu yolculuk zaman zaman yorucu olsa da ilişki doğru yönetildiğinde sizin için keyifli bir süreç olacaktır. Ergenlik döneminde bireyler ebeveynleri tarafından anlaşılmak isterler. Kendilerini tanıma sürecinde olduklarından dolayı bazen kaybolmuş hissederler. Duygularını tanıma ve ifade etme de zorlanırlar. Duygularını ifade etme konusu öfke duygusunda oldukça zorlayıcı olabilir. Böyle anlarda çocuğunuzun duygusunu ve davranışının asıl nedenini görmeye çalışabilirsiniz; bazen öfke kontrol problemi diye görünür altından “beni duy” beni gör” beni anla” “bana yardım et” mesajları çıkabilir. Ergenlik dönemi bireyin hiç tanımadığı bir ülkeye seyahat etmesine benzer. Bu seyahate çıkan kişi farklı dil ve kültürde olan bu ülkede nasıl kaybolmuş yabancı hissediyorsa ergenlik dönemindeki birey de yabancılaşmış ve kayıp hissedebilir. Bu kayboluşu telafi edebilmek için de teknoloji bağımlılığına yönelebilir. Bu yolculukta bir rehbere ihtiyacı vardır. Bu noktada sizin ebeveyn olarak onu anlayan, destekleyen ve özgürlüğünü kısıtlamayan bir konumda olmanız gerekir. Eğer bu konumda olmanıza rağmen çocuğunuzun öfke ve teknoloji bağımlılığı sorunu devam ederse mutlaka bir psikoterapi desteğine başvurmanızı öneririm.

Öfkelendiğinizde ani tepki vermek yerine kendinize şu ayrıntıları sorabilirsiniz. Hangi aday karşılanmadı? Yüzü tehdit altında mı tutuldu? Sınırlarım ne şekilde aşıldı? Öfke; suçluluk, değersizlik, yetersizlik gibi ücretler içinde barındırılır. Öfkemizi anlamlandırıp konuşabilmek, ani verilen tepkilerimizin ilişkilerinin yıkılmasına, yıpranmasına engel olur. 

Tırnak yeme davranışı, çocuklarda genellikle stres, kaygı, can sıkıntısı, özgüven eksikliği veya alışkanlık nedeniyle ortaya çıkar. Bu davranışı yönetmek için öncelikle çocuğunuzun tırnak yemesine neden olan temel faktörleri anlamaya çalışmalısınız. Çocuğunuzla bu konuda sakin ve anlayışlı bir şekilde konuşarak tırnak yeme davranışının ne zaman ve hangi durumlarda ortaya çıktığını belirleyebilirsiniz. Çocuğunuzun stres ve kaygısını azaltmak için gevşeme ve nefes egzersizleri öğretmek faydalı olabilir. Alternatif olarak el ve ağız meşguliyetini sağlamak için stres topu veya sakız gibi nesneler sunabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun tırnaklarını düzenli olarak kesmek ve bakımını yapmak, tırnak yeme alışkanlığını azaltabilir.

Çocuklarda içe kapanmak ve çekingenlik, genellikle fiziksel aktivite eksikliği, sosyal kaygı veya yeni deneyimlere karşı endişe gibi sebeplerden kaynaklanabilir. Bu durumun ilerlememesi için ilk adım, ayrıntıların anlaşılması ve ona destek olmaktır. Onları yargılamadan dinleyerek hissettiklerini ifade etme fırsatını tanımalısınız. Sosyal ortamda küçük adımlarla ilerlemek, sürecin hızını artırabilir. Örneğin, onu sevdiğiniz etkinliklerdeki küçük grup etkinliklerine katılmaya teşvik edebilirsiniz. Yazılımın sosyal özellikleri geliştirmesi için evde rol yapma oyunları oynayabilir ve başarılı sosyal etkileşimlerini takdir edebilirsiniz. Onu zorlamadan, kendi sisteminin ilerlemesine izin verilmesi önemlidir. Açılmanın kapanması ve ciddi boyutlarda çekingenliği olması durumunda, bir çocuk psikoloğundan profesyonel destek alınarak bu durumun daha fazla bakım ve uygun müdahaleleri planlanması mümkün olacaktır.

Psikolium

Yorumlar

Icon
Sonraki
Önceki

Online Danışın

CAPTCHA Image

Uzmana Sor

CAPTCHA Image

Yorum Yaz

CAPTCHA Image

WhatsApp Randevu

CAPTCHA Image