Soru - Cevap

Merhabalar. Uyku, çocuklar için 1 yaşından sonra kazandırılması gereken önemli bir alışkanlıktır; yeterli ve dengeli beslenme de uyku düzeninin ilk şartlarındandır. Çocuğunuzun uykuya geçişini engelleyen birçok faktör (korkular, yetersiz aile zamanı, kardeş ile aynı odayı paylaşma vb.) olabilir; öncelikli olarak bunları tespit etmek gereklidir. Sonraki süreçte yapılabileceklere örnek olarak şunlar verilebilir: Uyku rutini oluşturmak (diş fırçalamak, kitap okumak vb.) ve her akşam bu rutinleri aynı sırayla gerçekleştirerek uykuya geçiş yapmak, okul olmayan günlerde de çocuğunuzun aynı saatte yatıp kalkmasını sağlamak, uykudan 1-2 saat öncesinde aşırı hareketten ve aşırı yemekten kaçınmak, uygun olmayan televizyon programlarından/videolardan/çizgi filmlerden kaçınmak.

Öncelikle hastalığı ciddiye almakla başlayabilirsiniz. Doktor kontrolünden sonra bir hastalığı olmadığı anlaşılırsa, hastalık semptomları okul dönüşünde bitiyor ve ertesi sabah tekrar başlıyorsa çocuğunuz okul fobisi yaşıyor olabilir. Okula neden gitmek istemediği, okuldayken neler yaşadığı eleştirilmeden dinlenmeli ve anlaşılmaya çalışılmalıdır. Okula karşı güveni beslemek ve okuldaki arkadaşlarla ilişkileri desteklemek işinizi kolaylaştırabilir. Bu sürede öğretmenlerinden de görüş alabilirsiniz. Bu dönem uzun sürer, problem davranışlarda azalma görülmezse konuyla ilgilenen uzmanlardan destek isteyebilirsiniz.

Toplumda “sorunlarınız varsa bir psikolojik ihtiyacın var” ''hemen bir psikolog ile görüşmelisin'' gibi bir genel ifadeler olabiliyor. Hayatta her zaman sorunlarla karşılaşabiliriz. Bir çoğuyla baş edebilmişsinizdir. Ancak bir takım ruhsal sorunlar yaşıyorsanız, aile ve ilişki sorunlarınız oluyor ve bunlar günlük yaşamınızı olumsuz etkiliyor, uzun süredir de devam ediyorsa; bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanızın zamanı gelmiş olabilir. 

Sizin “geçmişle yaşamak” olarak tanımladığınız şeyin tek bir yaşantı mı ya da birden fazla yaşantı mı olduğunu bilmek gerekir. Eğer bahsettiğiniz geçmiş, bir olaya bağlı ve o da travmatik ise bir uzman desteği almanızı öneririm. Travmatik bir yaşantı değil de pek çok olumsuz hatırayı, geçmiş davranışlarınızı ve seçimlerinizi düşünüyorsanız, orada kapatamadığınız bir şeyler olduğunu gösterir. Geçmiş yaşantılarla sürekli meşgul olmak, yaşamanız gereken şu anı, odaklanmanız gereken yeni duyguları, deneyimleri kaçırmanıza neden olur. Özellikle olumsuz yaşantılara takılıp kalmak, sizi yeni deneyimlere kapatırken aynı zamanda beyin ve ruh sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Sürekli hatırlanan geçmiş olumsuz yaşantılar; pişmanlık, suçluluk, öfke, üzüntü gibi duyguları beslediği için depresyon gibi ciddi bir ruhsal bozukluğa sebep olabiliyor. Geçmişi unutmak ya da ondan kaçmaya çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir. Öncelikle geçmişi değiştirme gücümüz olmadığı gerçeğini kabul etmekle başlamalısınız. Geçmişi şu anki düşünce tarzınızla incelediğinizi unutmayın. Her olumsuz yaşantınız aklınıza geldiğinde en az iki olumlu yaşantınızı hatırlamaya çalışın. Olumsuz olarak nitelediğiniz ve kopamadığınız yaşantıların temelinde hangi duygunuz (pişmanlık, öfke, nefret, terk edilmişlik, utanç vb.) ya da düşünceniz (“Ben bunu hak etmiyordum.” veya “Keşke farklı davransaydım.” gibi) olduğunu keşfetmeniz gerekir. Kendinizi affetmek için bir şans verin ve hatta şu an denemeye başlayın.

Yoğun stres, aşırı endişeli ve kaygılı olma gibi durumlar farkında olmadan bedensel sağlığı olumsuz yönde etkiliyor. Durumunuzun sağlıklı biçimde değerlendirilmesi için psikoterapiye başlamanızı öneririm. Çünkü bedensel yakınmalarınıza eşlik eden duygu ve düşüncelerin neler olduğunu anlamak gerekiyor.

Merhabalar, eğer yüksek bir yere çıkarken hatta asansör kullanarak yüksek katlara çıkarken sıkıntı duymuyorsanız, bu durum hayatınızı ve işlevselliğinizi olumsuz yönde etkilemiyorsa çok ciddi bir sorun olduğunu söyleyemeyiz. Ancak belirttiğim durumlarda da sıkıntı duyuyorsanız ve hayatınızı olumsuz yönde etkiliyorsa bir profesyonele başvurabilirsiniz.

Vajinismusun tedavisi mümkündür. Tedaviye çift olarak gelinmesi gerekir sorun bazen kişiye değil ilişkiye ait olabilir. Kadın ve erkekle zaman zaman bireysel olarak görüşme yapılır. Seansın ilk oturumlarında ayrıntılı cinsel öykü alınması gereklidir. Cinsel öyküler yapılandırılmış formlarla alınır. Seans sayısı kişilere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Tedavinin olumlu sonuçlanması seanslara sürekli katılımın olmasına ve verilen ev ödevlerinin uygulanmasına bağlıdır. Mutlaka bu konuda eğitimi ve deneyimi olan bir uzmandan destek alınması çok önemlidir.

Toplum önünde konuşmak, sunum yapmak, yeni insanlarla tanışmak konusunda zorlanıyorsanız, bu durum kalp atışlarınızın hızlanmasına, ellerinizin titremesine, terlemeye veya sesinizde titremeye yol açıyor, ayrıca panik, heyecan ve korku duyguları ön plana çıkıyor ise sosyal fobiniz olabilir. Sosyal fobi, toplumsal ortamlarda başkaları ile ilişki ve iletişimden kaçınma, utanma ve küçük düşmekten, sosyal ortamlarda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten yoğun şekilde korkma ve kaçınma eğilimi gösterme şeklinde tanımlanabilecek yaygın anksiyete (kaygı, bunaltı) bozukluğudur. Sosyal fobi, panik atağını tetikleyebilir ve atak geçirmeye sebep olabilir. Her çekingen tutum sosyal fobiyi işaret etmez, kişi duygularını ve coşkularını tek başına kontrol altına alabilir durumda ise bu bir sorunu işaret etmemektedir ancak çekingenlik, utangaçlık ve sıkılganlık, eğer kişinin sosyal yaşamını, iş hayatınızı olumsuz etkilemeye başladıysa ve kişi sosyal yaşamdan kaçınma davranışı sergiliyorsa problem daha ileri aşamalara ulaşmadan ve başka tetiklenmiş hastalık ve belirtilere yol açmadan bir uzman desteği alınması oldukça önemidir.

Merhaba, çocukların karşı cinsin oyuncakları ile oynamalarını hemen farklı bir yönelim olarak değerlendirmek doğru olmayabilir. Çocuklar rol model alarak büyürler. Erkek çocukları özellikle anne ile daha fazla zaman geçirdiklerinde oyunlarında annenin taklidini yapabilirler. Veya araştırmacı özelliği bu alanda devreye giriyor ve karşı cinsin oyuncaklarını merak ediyor olabilir. Dikkat edilmesi gereken oyunlarda nasıl bir tutum sergilediğidir. Renkler konusunda; biz yetişkinler ve toplum olarak renkleri kız veya erkek rengi diye ayırmış durumdayız. Bir renk bir çocuk için diğerlerinden farklı olmayabilir. Durumla ilgili aşırı bir tepki göstermemeniniz, bu durumdan rahatsız olduğunuzu gösterip çok fazla kısıtlayıcı davranmamanızı öneririm. Çünkü aşırı tepki ve kısıtlayıcı davranışlar durumu çocuk açısından daha cazip hale getirip, dikkat çekmek amacıyla bile kullanabilir. Bu durumda öncelikle ona zaman tanımanızı ve yalnızca gözlemlemenizi öneririm. Çünkü belki yalnızca merak ediyor, kendince yeterli cevabı bulamıyor olabilir. Belki de yalnızca keşfetmeye çalışıyordur.

Tırnak yeme davranışı genellikle çocuğun duygu dünyasında yaşadığı bir durumun somut olarak dışavurumudur. Çocuğun ilk önce duygu dünyasındaki problemi çözmeden dışavurumu olan davranışı çözülmeye çalışılırsa asıl problem yeniden farklı bir davranış ile ortaya çıkabilir. Bu nedenle ilk olarak çocuğun iç dünyasındaki kök problemin tespit edilip çözülmesi gerekir. Bunun yanı sıra çevresinde tırnak yeme davranışı gösteren kişiler olup olmadığını tespit edilmelidir. Çocuğun oyun olarak taklit ettiği bir davranış olup olmadığı gözlemlenmelidir. Bu davranış karşısında ebeveynler sert tepkiler göstermemeye özen göstermelidir. Şiddet veya cezalar davranışı kısa süreliğine baskı altında tutar ancak yeniden ortaya çıkar. Çocuk bu davranışı hangi ortamlarda, ne kadar sıklıkla yapıyor, nerede artıp nerede görülmüyor ebeveynlerin gözlemesi gereklidir. Gerekli görüldüğü takdirde uzmandan destek almanızı öneririm.