Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederseniz, çerezleri kabul ettiğinizi varsayarız.
Çocuklarda yalan söylemenin başlıca sebebi kendini dışarıdan gelecek tepkilere karşı korumaktır. Çocuk üzerine gidildiğini hissederse yalan söyleme davranışı gösterebilir. Eğer çocuk çevresi tarafından hata yaptığında çok sık ve sert eleştirilir, kendini savunmasına izin verilmezse tepki gösterilip ceza alırsa yalana başvurabilir. Bu çocuğun ceza korkusundan dolayı geliştirmiş olduğu bir tür savunmadır. Size gerçeği söylediğinde vereceğiniz tepkiden korktuğu için doğruyu söylemekten çekiniyor olabilir. Öncelikle neden yalana başvurduğunu anlamaya çalışarak yalan söylemeye iten nedenleri yok etmemiz gerekir. Bazı durumlarda farkında olunmadan anne babanın tutumları da çocuğu yalan söylemeye teşvik edebiliyor. Çocuğun yaptığı hatanın üzerine giderek sorgulayıcı ve suçlayıcı biçimde konuşmak daha çok yalana itecektir. Sabırla doğruyu söylemesine yönelik hareket etmek gereklidir. Çocuğun yalanını yakalandığında hemen onu suçlamamak, öfkelenmemek ve aşırı tepki göstermemek gereklidir. Çocuğunuza karşı iyi bir dinleyici olmanız gerekir. Onun bu davranışının size neler hissettirdiğini anlatın. Çocuklar ilk önce anne babasını rol model alır. Bu nedenle özellikle çocuğun şahit olabileceği yalan söyleme davranışının olmamasına dikkat edilmelidir. Ebeveynlerinin yalan söylediğini gören çocuk bunu kafasında normalleştirebilir ve bir davranışa çevirebilir. Çocuğunuza karşı ilginizi ona hissettirin. Neye ihtiyacı olduğunu fark etmek için gayret edin.
Merhaba, aile tutumu çocuk yetiştirmede önemli bir etkendir. Özellikle gerekli disiplini sağlamak çok önemlidir. Bu nedenle çocuk yetiştirirken çocuklara gerekli sınırları koymak çocuğu destekleyici, koruyucu ve yaşama hazırlayıcı işleve sahiptir. Çocuklar anlamları açık olan sınırlar isterler. Sınırlar onları yönlendirir, kendini güvende ve kabul edilmiş alanlarda hissetmesine yardımcı olur. Aynı zamanda saygı duymayı öğrenirler. Okullar disiplini sağlayan kurumlardır. Bu nedenle çocuklar kurallara uymayı başından öğrenir. Evde de aynı şekilde bu kuralların belirlenmesi ve çocuğa bu konuda tutarlı davranılması gereklidir.
Çocuğa tuvalet alışkanlığını kazandırmak için önerilen süre, 18-24 aylık dönemdir. Daha erken yaş diliminde kas kontrolünün gelişmemesi nedeniyle bu alışkanlığı kazandırmadaki çabalar başarısızlıkla sonuçlanabilir. Fakat unutmamak gerekir ki her çocuk özeldir ve bazı çocuklarda öğrenme süreci uzayabilir. Bu yüzden ebeveynlerin sabırlı ve istikrarlı olmaları önerilmektedir. Çocuğa karşı herhangi bir zorlama veya baskı yapılmamalıdır. Çocuk bu süreçte cesaretlendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Başarılı olduğu taktirde pekiştireçlerle ödüllendirilebilir.
Çok zaman değil yoğun birliktelik, nicelik değil, zamanın niteliği önemlidir. Bu nedenle anne iş sonrası var olan zamanını yoğun bir şekilde çocuğuyla birlikte geçirdiği taktirde çocuk yeterli doyumu sağlar. En önemli tehlike, annenin suçluluk duygusu içinde çocuğa veremediği zamanı maddeyle kapatmaya çalışması, her akşam oyuncak veya çikolatayla gelmesidir. Bir başka tehlike de aynı suçluluk duygusu içinde çocuğu "aşırı şımartma", her istediğini yapmaya çalışmaktır. Burada çocuğun anneden istediği ne aşırı hoşgörü, ne şımartma, ne de oyuncaktır. Çocuk anne ile yüz yüze birlikteliği özlemiştir. Mutfağında yemeğini çocuğuyla birlikte yapan anne, bu beraberliği ona yaşatmış olur. Çalışan anne çocuğuyla "ortak bir etkinlikte” bulunduğu, onunla birlikte oynadığı, onu sinemaya, tiyatroya, müzeye götürdüğü taktirde çocuğun ihtiyacı olan doyum sağlanmış olur.
Ergen, kendisine bir yetişkin gibi davranıldığını ne kadar erken hissederse kendisi de bir yetişkin gibi davranmayı o derece erken başarabilecektir. Çocuğun başarılı girişimleri, onu yeni başarılara yöneltmek ve öğrenme arzusunu pekiştirmek amacıyla desteklenmelidir. "Aferin!, Çok güzel oluyor!, Istersen bir kez daha deneyebilirsin" gibi sözler çocuğu cesaretlendirir. Tersine, "Beceriksizsin, o öyle değil böyle yapılır. İyi bak da öğren" şeklindeki, eleştiri içeren sözler ise kırıklığa uğratır ve yeni girişimlerden alıkoyar. Kısaca, merakını gidermek için yeterli kapasiteye sahip olduğu konusunda çocuğu teşvik edin, bunu sağlamak için fırsatlar oluşturun ve bu fırsatları değerlendirmesi için onu cesaretlendirin. Çocuk eğitiminde öyle bir çizgide durun ki çocuğunuz hem her an sizi yanında hissederek destek bulsun, hem de sizi hiç görmeyerek kendini özgür hissetsin.
Ölüm ve yas zor bir süreçtir. Kişinin hayatında önemli bir yer tutar. Sevdiğimiz birinin ölümü hepimiz için çok zordur. Yoğun bir üzüntü hissederiz ve bu yoğun üzüntü ile nasıl başa çıkacağımızı bilemeyiz. Yas sürecini sağlıklı bir şekilde yaşamak oldukça önemlidir. Günlük hayatınızı, sosyal ilişkilerinizi, eğitim hayatınızı, iş hayatınızı olumsuz bir şekilde etkiliyorsa terapi desteği almanızı öneririz.
Hepimizin bir hikayesi vardır. Çocukluktan getirdiğimiz ve sonraki yaşam olaylarımızla beslenen bir iç sestir bu hikâye. Hikayemizi tanıyıp esnetemezsek benzer ilişkilerde buluruz kendimizi. Bu hikayeler psikoloji literatüründe şema olarak adlandırılır. Değersizlik inancı kusurluluk şemasından beslenir. Kusurluluk şeması olan kişiler kendini beğenilmez ve değersiz görme eğilimindedirler. Bu hislerle baş etmekte zorlanan bireyler yakın ilişkide kalmakta zorlanır ve uzak durmayı tercih edebilirler. Psikolojik destek alarak değersizlik inancınızı tanıyıp hangi durumlarda ortaya çıktığını keşfedebilirsiniz. Bu keşifle birlikte özel hayatınızı etkileme derecesini azaltmak için ezberinizi bozup yeni davranış repertuvarı geliştirebilirsiniz.
Merhabalar, çocukluk döneminde mastürbasyona sıklıkla rastlanmaktadır. Çocuğun cinsel organını keşfetmesi onun sağlıklı gelişiminin bir parçasıdır. Tesadüfen bu bölgenin uyarılması hoşuna gider. Ancak yineleyici şekilde yapılan mastürbasyonun, çocuğun ruhsal yaşantısında yolunda gitmeyen bir şeylerin de habercisi olabilir. Çocuğun, yaşadığı duygusal zorluklarla baş etmekte güçlük çekmesi veya ailenin mastürbasyon konusuna gereğinden fazla ilgi göstermesi durumunda mastürbasyon; bir ilgi çekme, rahatlama veya kaçış yöntemi olarak yerleşebilir. Çocuğunuzun bu davranışına şahit olduğunuzda, sert bir tepki göstermeyin. Çünkü gösterilen yoğun tepkiler, çocuğun utanç ve suçluluk hissetmesine sebep olabilir. Çocuğunuzla konuşurken mastürbasyon davranışıyla ilgili ‘günah, kötü, pis’ gibi ifadeler kullanmak; çocuğunuzun benlik algısına ve yetişkin yaşamındaki cinselliğine karşı olumsuz düşünceler geliştirmesine neden olabilir. Bu sebeple, bunun son derece normal olduğunu vurgulamak ve çocuğu yaptığı şey için cezalandırmamak oldukça önemlidir. Çocuğunuz toplum içerisinde mastürbasyon yaptığı zamanlarda onun dikkatini, ellerini kullanabileceği başka bir etkinliğe ya da oyuncağa yöneltmeye çalışmalı, ailece birlikte geçirilen kaliteli zaman arttırılmalıdır. Herhangi bir sağlık problemi olmadığı takdirde mastürbasyonun sıklaşması ve devam etmesi durumunda, altta yatan başka psikolojik nedenlerin araştırılması nedeniyle profesyonel destek alınmalıdır.
Çocuğunuz yetişkin olma yolculuğuna başladı ve bu yolculuk zaman zaman yorucu olsa da ilişki doğru yönetildiğinde sizin için keyifli bir süreç olacaktır. Ergenlik döneminde bireyler ebeveynleri tarafından anlaşılmak isterler. Kendilerini tanıma sürecinde olduklarından dolayı bazen kaybolmuş hissederler. Duygularını tanıma ve ifade etme de zorlanırlar. Duygularını ifade etme konusu öfke duygusunda oldukça zorlayıcı olabilir. Böyle anlarda çocuğunuzun duygusunu ve davranışının asıl nedenini görmeye çalışabilirsiniz; bazen öfke kontrol problemi diye görünür altından “beni duy” beni gör” beni anla” “bana yardım et” mesajları çıkabilir. Ergenlik dönemi bireyin hiç tanımadığı bir ülkeye seyahat etmesine benzer. Bu seyahate çıkan kişi farklı dil ve kültürde olan bu ülkede nasıl kaybolmuş yabancı hissediyorsa ergenlik dönemindeki birey de yabancılaşmış ve kayıp hissedebilir. Bu kayboluşu telafi edebilmek için de teknoloji bağımlılığına yönelebilir. Bu yolculukta bir rehbere ihtiyacı vardır. Bu noktada sizin ebeveyn olarak onu anlayan, destekleyen ve özgürlüğünü kısıtlamayan bir konumda olmanız gerekir. Eğer bu konumda olmanıza rağmen çocuğunuzun öfke ve teknoloji bağımlılığı sorunu devam ederse mutlaka bir psikoterapi desteğine başvurmanızı öneririm.